26 Kasım 2014 Çarşamba

İşim Çok Zor...

Ders çalışmalarım son hız devam ediyor. Vizelere de az kala, her fırsatta derse koşmayı hala ihmal etmiyorum... Ama zor şartlar altında ders çalışmak zorunda kaldığım hallerim de hakim bir süredir. Nasıl mı? Buyrun resimlere davet edeyim sizi... :)


Zor şartlar dediğim şartlar, işte bu şartlar; Kağan'ımın ders vaktimde bile beni bırakmak istemediği o kelimelerimin kifayetsiz kaldığı anlar... =) Böyle anlarda ne yapacağımı bilemiyorum. Hem hoşuma gidiyor, hem de zorlanıyorum çünkü...

 Normalde gündüz ders çalışmaya onu uyuttuktan sonra oturuyorum, akşamları da babam geldiğinde oturuyorum derse. Çünkü gündüzleri annem ve benimle, geceleri de dedesiyle takılmayı seviyor haftaiçi kereta... İki gündür geç uyuyunca, bu yöntemi becerir miyim beceremez miyim bilemeden onunla oynayarak ders çalışmaya çalıştım bende. :) 

2 gün öncesinde oynadığımız zaman yetmemişti beyefendiye, uyutamayınca derse geçtim ama o da benim yanımda oynamaya başlamıştı bu sefer. Üstteki resim 2 gün öncesinden, alttaki resimler de dünden... :)


Zor şartlar dememin sebebi, benim de Kağan'ım ile oyun oynamalarımıza karşı koyamamam elbette. Dün mesela, Kağanım hastaydı biraz. Annemle pazara gidip geldiler, biraz iyileşmişti ama hemen uyuyacak halde değildi yine de.

Biraz oynadık ben derse geçmeden yine. Onlar yokken epey ders çalışmıştım ama yine ders çalışmam gerekiyordu. Baktım hala oyun derdinde kuzum, madem öyle; "Legolarını getir, yanımda ol oynayalım beraber." dedim, tekrar oyuna geçtik anlayacağınız. :) 

"Nasıl oynadı mı bari?" derseniz, maşallah kuzum yanıbaşımda güzelce oynadı. Tabii beni de çekiştire çekiştire oynadı kuzum, orası ayrı. Masamın sağ tarafını ona ayırdım, sol köşede de ben ders çalıştım. Beraber kule diktik ama aynı zamanda da ben ders çalıştım. Ve adam akıllı ders çalışmalarıma devam da edebildim şaşırtıcıdır ki...


Böylece dün bir kez daha anlamış bulundum, Kağanım ile kule dikerken bile ders çalışabiliyormuşum. İsteyince odaklanınca, öyle bile olabiliyormuş demek. Az oluyor ama oluyor yani. Birkaç işi birarada yapabilme kabiliyetim olduğunu biliyordum da, bunu yapabileceğimi tahmin edememiştim...

Oturuşa bakar mısınız kuzumun. Altındaki hasırdan ve tahtadan tabure, seneler önce benim boyadığım bir tabure idi. Kuzumun oturmasına bile kısmet olacakmış demek ki... :)


Velhasıl oyunumuzun sonunda, Kağanımla beraber renklerini de saya saya diktiğimiz 2. kulemiz de bu... :) Bundan önceki uzun kulemiz yıkılmıştı, birkaç tane de kısa kısa yapmıştık. Ama güzel olmuş değil mi kulemiz? İşte böyle her anımız ve her halimiz çok güzel ve dolu dolu geçiyor Kağanımla şükür, Allahım sağlık versin de...

Ve Kağanımla bende öğreniyorum daha çok; her oyunla neler neler öğrendiğini insanın ve hayatın her oyunda öğrenen bir çocuğun gülümsemesiyle daha da güzelleştiğini... Sevgilerimle :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...