5 Şubat 2015 Perşembe

Okudum- Eragon...


*Bu bir Okudum yazısıdır. - Christopher Paolini'nin 4 kitaplık Ejderhalar serüveninin ilk kitabı olan Eragon'u, 2 gün önce okudum bitirdim. O sebeple nihayet yazabildiğim bir Okudum yazısıdır... :)


Bir Düş İçin Ağıt'tan beri, uzun süren bir okuma hallerimi içeren bir kitap oldu Eragon benim için. Ama nihayet 2 gün önce bitirmiş olarak, Okudum diyebiliyorum ve yazısını yazabiliyorum bugün. Bir Düş İçin Ağıt kitabı ve filmi için yazdığım yazı burada

Bu duruma en çok sevinecek olan Mero'm olacak benden sonra biliyorum. Çünkü bu Ejderhalar ve süravilerinin fantastik hikayelerini içeren 4 kitaplık seriyi, geçtiğimiz yaz Merom okumam için vermişti. Ancak okuduğum diğer kitaplardan sonra Eylül ayında başlayıp, sonralarda birçok sebeple elime alıp bırakmalarla bir türlü bitirememiştim... 

"Merom; nihayet bitirdim Eragon'u ve cidden beğendim. İlerledikçe daha sürükleyici oldu. Seriyi tamamlayacağım bundan sonrasında da inşallah. Tavsiye ettiğin kadar varmış... :)"

Bitirmemi sağlayan durum, finallerimin de bitmiş olması oldu. Rahata çıktım ve her fırsatta elime almayı alışkanlık edinerek 1 haftada kolayladım. Sonrası da çorap söküğü gibi geldi efendim. :)


Diyebilirsiniz ki şimdi, kötü bir kitap mıydı? Hayır. Bence, fantastik kitap serisinin çok güzel başlangıç kitabıydı. Ancak finallerden sonra başladığımda 200'lü sayfalardaydım ve bir 50 sayfa kadar sonra asıl sürükleyici kısmı başlamıştı benim için...

Ya da benim hikayeye daha da dahil olmam, ciddi ciddi kafamın bir yere dahil olmamasını gerektiriyordu. Çünkü bir seri kitabı okumayalı öyle uzun zaman oldu ki; seriye başlarken de devam ederken de sağlam kafa ile okumak istedim işte... :)


Fantastik bir kitaptan beklenecek şekilde, güzel sözlerin altını parmaklarımla ve gözlerimle çizdim. Döndüm döndüm okudum. "İşte bu benim düşüncemi anlatıyor" dedim her defasında, altını çizdiğim sözlerde... :) 


Ve alıntı yaptığım, parmaklarımla ve gözlerimle altını çizdiğim cümlelere gelelim;

Kum saati durdurulamaz. Biz istesek de istemesek de yıllar geçer, ama hatırlayabiliriz. Kaydedilen şey hatıralarımızda yaşayabilir. Duyduğunuz şey mükemmel olmasa ve bölük pörçük olsa da one değer verin. Çünkü siz olmadan o da var olamaz... (Sayfa 41)

Saphira; Eragon'un düş kırıklığı için bir teselliydi. Onunla özgürce konuşabiliyordu, duygularını ona tam anlamıyla açabiliyordu. Saphira, onu herkesten iyi anlıyordu... (Sayfa 70)

Ve benim yorumum; Bu hayatta hepimizin Saphira gibi rahatça konuşabileceği ve düş kırıklığı yaşasa bile, her defasında teselli bulabileceği bir dostu olması lazım; kırmadan ve yargılamadan bizim de teselli edebileceğimiz. Şükür benim de öyle dostum ve dostlarım var. Onlar kendilerini biliyor ve iyiki varsınız demekten bıkmayacağım size... ;)


Ejderha ve Süvari olmanın anlamını fark ettim; Olanaksızı başarmak ve korkuya rağmen büyük işler yapmak bizim kaderimiz. Geleceğe karşı sorumluluğumuz bu. (Sayfa 100) -Hepimizin yaşarken yapması gereken işte bu bence...

-Seni biçimlendiren şey kaderindir, dedi Saphira. Her şeyin bir ikona ihtiyacı vardır... Belki bu şans sana güldü. (Sayfa 430)
-Bilmece gibi konuşuyorsun... Ama eğer her şey insanın alnına yazılmışsa seçimlerimizin bir anlamı var mı? Yoksa yalnızca kaderimizi kabul etmeyi mi öğrenmeliyiz?
-Aklını böyle düşüncelerden temizle. Bu sorular cevaplanamaz ve seni daha mutlu edemez. (Sayfa 431) -Ne kadar doğru...


Ve son olarak; " -Değer eylemdedir. Değişme ve hayatı yaşama isteğinden vazgeçtiğinde değerin biter. Ama seçeneklerin karşında; birini seç ve kendini ona ada. Eylemlerin sana umut ve amaçlar verecektir. 
-Ama ne yapabilirim ki?
-Tek gerçek rehber kalbindir. Onun yüce arzusundan başka hiçbir şey sana yardımcı olamaz."


Kalbimizin rehberliğinde aldığımız kararlardan pişman olmadığımız günler diliyorum hepimize. Ve bol okumalı günler bir de... :)

Not; Bu yazı özel ithaf da içerir. Sevgili Merom, kitap için tekrar teşekkür ederim. İyiki varsın... :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...